10 Şubat 2011 Perşembe

Yeni Diziler – “Sakın İzlemeyin”

Uzun bir aradan sonra Merhaba a dostlar! :) Dizileri izliyorum ama o kadar tembelim ki yazamıyorum. Blogger zaten hiç kullanıcı dostu değil ve işimi daha da zorlaştırıyor. Ama arayı kapatmak için 3 posttan oluşan bir seri ile hangi dizilerin çok iyi, çok kötü ve idare eder olduğunu paylaşacağım ve gerisi size kalacak :)

İlk serimiz “Sakın İzlemeyin” serisi:


Better With You
Dizi, ilişkileri 7,5 hafta olan Mia ve Casey, 9 yıllık olan Maddie ve Ben ve 35 yıl olan Vicky ve Joel etrafında şekilleniyor ve vasat bir yapım olarak beklentileri karşılamıyor. Bir olayı, farklı ilişki uzunluğu yaşayanların nasıl tepki verdiğini Mia ve segilisi, Mia’nın ablası ve eniştesi, Mia’nın annesi ve babası arasında görebiliyoruz. Fikir çok yaratıcı değil. Zaten Mia rölündeki hanım kızımız dizi piyasasındaki bahtı karalardan biri. En son Privileged'ta baş roldeydi ama o bile 1. sezonun finalini göremeden kaldırıldı. Bu dizi de 2. sezonu göremeyecekler arasında.


Episodes
İngiltere'de çok popüler bir dizinin Amerikan versiyonunu yapmak isteyen yapımcı, Sean ve Beverly Lincoln'u Los Angelas'a taşınmalarını ve dizinin Amerika uyarlamasını yapmalarına ikna eder. L.A.’ye gelen çift başrolde orjinal Julian'ı oynamayacağını, onun yerine yıllar sonra TV'ye geri dönecek olan Matt LeBlanc'ın seçildiğini öğrenirler. Matt LeBlanc kendini oynuyor dizide, bir nevi dzi içinde dizi. 2 bölüm izledim ve sıkıntıdan ölüyordum neredeyse. Çok sıkıcı ve ilk defa Showtime beni hayal kırıklığına uğrattı. Dizi, Matt LeBlanc sektöre geri dönsün diye yapılmış resmen.


Melissa and Joey
Dizi, belediye başkanı olan bir kadının bir aile skandalından sonra yeğeni ile birlikte yaşamak zorunda kalmasını ve binbir türlü gariplikle onun yanında çalışmaya başlayan erkek dadıyı konu alıyor. Sabrina'dan sonra yine aynı oyunculuk. Konu ilginç değil, diyaloglar ilginç değil, komik bile değil. Sabrina hatrına izlemek isteyebilirsiniz ama birkaç bölümden sonra Sabrina’nın canı cehenneme derken bulabilirsiniz kendinizi.


Mike and Molly
Şişman bir öğretmen ile şişman bir polisin aşkı diye özetleyebiliriz. Şişmanlığın garip bir şey olduğunu gözümüze sokmasaydı sevimli bir dizi diyebilirdim. “Kilo mu aldın? Kilo mu verdin?” sürekli kullanılan cümleler. Kilo verme dönemimdeyim diye çok mu duyarlıyım bilmiyorum ama hoş şeyler değil bunlar :) Özellikle Ayşe Arman'ın obezite dosyasından sonra çok duyarlı oldum sanırım. Espiriler ve diyaloglar ilgi çekici değil. Dizinin tek ilginç karakteri Molly'nın ablası, marijuana tüttürmeyi seven ve kesinlikle Molly'nin öz ablası olup olmadığı belli olmayan bir kadın. Seveni var, birkaç sezon da uzar bu dizi ama benim dizi çöplüğümde çoktan yerini aldı.


The Cape
Spawn’ın bilimkurgu öğeleri içermeyen dizisi diyebiliriz. Dizide, tuzağa düşürülmüş bir baba modern bir kahramana dönüşüyor ve kötülüklere karşı savaşmaya başlıyor. Vasat bir hikaye ve vasat oyunculuklar. 10. bölümden sonra devam kararı almadılar henüz. Böyle devam ederse 1. sezonun finalini bile göremeyecek.

2 yorum:

Pelin dedi ki...

Better with You başta benden de kötü not almıştır ama iki üç bölüm sonra toparladı. Dizilerdeki geçmişe git-gel sahnelerini hızlı ve başarılı kullanmaya başladı. Bence uzak durulası bir dizi değil, deneyin yaw pişman olmazsınız :)

dizi günlükleri / Bilir Kişi Raporu dedi ki...

Hehehe ama beni hiç heyecanlandırmadı. İlk 3 bölümde hiçbir şey hissedemedim, mal mal baktım sadece :)