dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2009 Salı

How I Met My Friends

Hayatım bir sitcom olsun istemişimdir hep. Herkesin güldüğü, eğlendiği, espiriler yaptığı içinde hiç dram olmayan tozpembe bir dizi. İstedim istemesine ama hayat dizimiz güzel olmadı tabi her zaman. Gerçekler ve acılar peşimizi bırakmadığını fark ettik bazen, ama bazen de birdenbire gözyaşları kahkahalara dönüşüverdi. Tatlı-sert anılar, tatlı-sert paylaşımlar.

Dostlarımla gün geldi entrikada Dawson's Creek'i, Cesur ve Güzel'i ve Yalan Rüzgarı'nı geçtik, gün geldi komedide Friends'i, How I Met Your Mother’ı zorladık, gün geldi Prison Break gibi maceradan maceraya koştuk. Sitcom gibi olmasa da yaşamımız tüm dizilerden bir çeşniymiş onu farkettik.

Dedim ya hep sit-com olsun istemişimdir hayatımız diye, çok geç keşfettiğimiz How I Met Your Mother’ı izlerken hiç de sit-com’lardan geri kalmadığımızı anladım. Çünkü herkesin hayatında mutlaka Friends, Dawson’s Creek ve How I Met Your Mother gibi anlar ve hatıralar olmuştur. Mutlaka fiks bir mekan ve fiks dostluklar vardır. Kendimizle özleştirdiğimizde How I met Your Mother’ı daha çok seviyoruz bu yüzden.


Geçen Cuma mesela, Daisy’nin Berlin’den gelişini smoothie gecesi ile kutlarken birden spontane bir şekilde gecenin ilerleyen saatlerinde “sandwich” gecesine dönüştü. “Sandwich” derken ne demek istediğimi diziyi izleyenler bilir tabii :) Talihsiz Şeyler Kişisi büyük bir özenle “sandwich”leri hazırladı. Bizi görmeniz gerekirdi ama, “obur” çocuklar gibi “sandwich” sırası bende diye küçük bir savaş oldu aramızda :) Spontan gelişen olaylar tedirgin olup gerilmeme neden olsa da bu spontanlık çok güzeldi.


Dostluk güzel şey be dostlar :)

21 Aralık 2008 Pazar

Kaç Arkadaş Sığar Bir Kalbe?

Bir rüya gördüm; lisedeki, üniversitedeki ve işyerimdeki tüm arkadaşlarım aynı yerdeyiz, muhabbet ediyoruz, yemek yiyoruz. Hayatıma giren tüm arkadaşlarım aynı yerdeler, onlarla görüşüyorum, hiç çıkmamış kimse hayatımdan. Bu mümkün mü gerçekten?

Dizilere bakıyorum, Dawson’s Creek tayfası 4 kişiden oluşan çekirdek bir arkadaş kadrosu, sonra onlara birkaç kişi daha katılıyordu. Beverly Hills 90210’da 8 kişilik bir topluluk var ve hüzünleri, sevinçleri hep bu 8 kişi paylaşıyor. Friends dizisinde 6 kişi var birbirlerinin hayatlarında. Yeni 90210’da bu sayı 7’ye çıkıyor. Skins dizisinde topluluk ferdi 8 ve One Tree Hill’de bu sayı 5.

Dün Almanya’daki en yakın dostlarımdan biriyle konuştum One Tree Hill’in bir bölümü üzerine. Çok fazla takip etmem bu diziyi ama dün akşam bir bölümünü izledim Cnbc-e’de. Kız okulundan mezun olmuş, kariyer basamaklarını birer birer çıkıyor, başarı yolunda ilerliyor. Bir şeyler eksik ama o da çıkaramıyor. Sonra eski arkadaşlarını düşünüyor, onlar eksik hayatında, onu fark ediyor. Geçmişe özlem bu yüzden duyuyor ve tasını tarağını alıp memleketine, eski arkadaşlarına dönüyor. Lisedeki ve üniversitedeki arkadaşlarımız hayatımıza büyük izler bırakıyor değil mi? Hatta lise hayatımızı daha çok özlediğimiz de doğru, çünkü lisede yaşadığımız arkadaşlık en safıydı. Henüz kin, nefret, arkadan vurma, drama, yani hayatın tüm gerçekleri girmemişti hayatımıza.

Sonra Almanyada’ki dostumun lafıyla kendime geliyorum, dizideki kız geri dönse de her şey değiştiği için o aradığı şeyi de bulamayacak diyor. Evet, her şey değişiyor. Arkadaşlarının başka arkadaşları oluyor, mitoz mayoz bölünme ile çoğalarak devam ediyor arkadaş toplulukları.

Dedim ya, kaç arkadaş sığar gerçekten bir kalbe? Dost meclisi kaç kişiliktir? Yukarıdaki çoğunluğa bakılırsa dost meclisi 8 kişilik herhalde. Ama insan istiyor tabii, rüyamdaki gibi olsa, lisedeki Özlem’in aldığı susamlı böreği tüm arkadaşlarımla birlikte yesek. Ama olmuyor, insanın kalbi vaktinin darlığına düşüp küçülüyor da küçülüyor ve içine çok az dost sığıyor.