how i met your mother etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
how i met your mother etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2010 Cumartesi

100 Questions

Yazın getirdiği rehavetle inanın parmağımı bile kaldırasım gelmiyor. Bu nasıl bir yorgunluktur anlatamam. Ayılar gibi kış uykusuna yatsam bana mısın demez. Servislerde trafik çilesi çekerken bir yandan da "Tatil gelsin!" gözyaşları döküyorum. Kısacası Nazire Şenlendirici'nin "Çok kötüeyüm. Gonuşamayacaaauum!" kafasındayım şu an.

Diziler bile eski tadı vermezken yeni keşfettiğim ve beğendiğim bir diziden bahsedeyim kısaca. Dizimizin adı "100 Questions". Adından da anlaşılacağı üzeri 100 tane soru üzerine kurulu olan dizimizin ana karakteri Charlotte (Sophie Winkleman) artık randevulardan ve sonu gelmez ilişkilerden sıkılmıştır ve ruh ikizini bulmak için SoulMate şirketine başvurur. Tahmin edildiği gibi her bölüm dizinin başında Charlotte'a sorulan bir soruyu temel alarak şekillenir. Şimdilik 6 bölümüyle Charlotte'a sorulan "Seni buraya ne getirdi?', Açık fikirli misin?, Romantik misin? Hiç kötü bir çocukla çıktın mı? Wayne? ve Hiç tek gecelik bir ilişkin oldu mu?" sorularını flashbacklerle cevaplayan dizimiz çok iyi olmasa da gelecek vaat ediyor. Fikir olarak 100 bölüme tamamlayarak 4 sezon olarak düşünülmüş olduğu belli. Arkadaşlık ilişkileri olarak yavan bir "Friends" ve flashbacklerle de vasat üstü "How I Met Your Mother" tadı alabilirsiniz.

Bir dizinin jeneriği ve jenerik müziği diziyi tanıtan ve sevdiren en önemli unsurlar olmasına rağmen bu özellikleriyle sınıfta kalıyor "100 Questions". Ayrıca dizideki ana karakter Charlotte'u ve Charlotte'un arkadaşı Koreli kızı sevemedim, ama Barney Stinson karakteri gibi Wayne ( David Walton ) karakterini çok seveceksiniz. Dizideki en eğlenceli karakter o çünkü. Dizinin 4 sezonu göreceğine emin değilim, ama en azından 2 sezonu garanti diyebilirim. Dizi çok iyi olmasa da kafa yormadığı ve iyi vakit geçirerek eğlenmenizi sağladığı için benim tarafımdan onaylanmıştır :)


Daha detaylı bilgi için; http://www.nbc.com/100-questions/

Diziyi izlemek için:

http://yabancidiziizle.com/dizi/100-questions-1-sezon

http://diziport.com/100_questions_1_sezon-izle

4 Ağustos 2009 Salı

How I Met My Friends

Hayatım bir sitcom olsun istemişimdir hep. Herkesin güldüğü, eğlendiği, espiriler yaptığı içinde hiç dram olmayan tozpembe bir dizi. İstedim istemesine ama hayat dizimiz güzel olmadı tabi her zaman. Gerçekler ve acılar peşimizi bırakmadığını fark ettik bazen, ama bazen de birdenbire gözyaşları kahkahalara dönüşüverdi. Tatlı-sert anılar, tatlı-sert paylaşımlar.

Dostlarımla gün geldi entrikada Dawson's Creek'i, Cesur ve Güzel'i ve Yalan Rüzgarı'nı geçtik, gün geldi komedide Friends'i, How I Met Your Mother’ı zorladık, gün geldi Prison Break gibi maceradan maceraya koştuk. Sitcom gibi olmasa da yaşamımız tüm dizilerden bir çeşniymiş onu farkettik.

Dedim ya hep sit-com olsun istemişimdir hayatımız diye, çok geç keşfettiğimiz How I Met Your Mother’ı izlerken hiç de sit-com’lardan geri kalmadığımızı anladım. Çünkü herkesin hayatında mutlaka Friends, Dawson’s Creek ve How I Met Your Mother gibi anlar ve hatıralar olmuştur. Mutlaka fiks bir mekan ve fiks dostluklar vardır. Kendimizle özleştirdiğimizde How I met Your Mother’ı daha çok seviyoruz bu yüzden.


Geçen Cuma mesela, Daisy’nin Berlin’den gelişini smoothie gecesi ile kutlarken birden spontane bir şekilde gecenin ilerleyen saatlerinde “sandwich” gecesine dönüştü. “Sandwich” derken ne demek istediğimi diziyi izleyenler bilir tabii :) Talihsiz Şeyler Kişisi büyük bir özenle “sandwich”leri hazırladı. Bizi görmeniz gerekirdi ama, “obur” çocuklar gibi “sandwich” sırası bende diye küçük bir savaş oldu aramızda :) Spontan gelişen olaylar tedirgin olup gerilmeme neden olsa da bu spontanlık çok güzeldi.


Dostluk güzel şey be dostlar :)