23 Mart 2009 Pazartesi

Brothers and Sisters, Bir Aile Masalı

İnsan ailesinin değerini hep onlara uzakken anlıyor, özellikle de doğum günlerinde. Aile fertleri kuru kuru iyi ki doğdun, doğum günün kutlu olsun diyorlar telefonda. Oysa sarılmak istiyorsun, hayatında olduklarını hissetmek istiyorsun. Ama tek yapabildiğin 3-4 dakikalık bir telefon görüşmesi.

Brothers and Sisters’ı bu yüzden çok seviyorum. Tüm aile birbirlerine o kadar yakınlar ki, bir şey olduğunda 10 dakika sonra yanında olabiliyorlar. Güven duygusu veriyor insana. Çok özeniyorum bazen onlara. Birbirlerine yakınlıkları, bir olay başlarına gelse hemen toparlanabilmeleri, birbirlerine destek vermeleri müthiş bir şey.

Dizideki kardeşlerin hiçbirinin iyi bir dostu yok çünkü birbirlerine sahipler. Varlıkları o kadar kalabalık ki arkadaşlara bile gereksinim duymuyorlar. Kardeşler arasında çok güzel bir bağ kurulmuş, dost gibi kardeşler. Birbirlerine bazen en kötü düşmandan bile kötü olabiliyorlar ama kan bağları onları hiçbir zaman dost olmaktan uzaklaştırmıyor. Dost gibi kardeş olunca düşünün artık ne kadar derin ilişkiler olduğuna. Hem dost, hem kardeş. Çok zordur bunu başarmak. Ben mesela, sır küpüyümdür, hiçbir şeyi paylaşmam kardeşlerimle. Bazen de merak ederim, gerçek beni ne kadar tanıyorlar diye. Oysa bu dizi, karakterleri gibi öyle şeffaf ki. Belki de olması gereken bu, kendine ve ailene şeffaf olmak. Sonuçta bu dünyada sırtını dayayabileceğin kim var ki ailenden başka.

3 yorum:

fly dedi ki...

hii brenda chenowith :)

dizigunlukleri dedi ki...

fly,

Rachel Griffiths ne kadar başarılı bir oyuncu değil mi? Her izleyişimde alkışlayasım geliyor :)

fly dedi ki...

kesinlikle katılıyorum.. Brothers and Sisters’ı merak etmemin asıl sebebi hatta.. ama Six Feet Under'daki oyunculuğu benim için hep en iyisi olarak kalır herhalde diziye ölüp bitmemden dolayı...