İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş derler ya, ben de ikinci tokatımı atayım diziye. Dedim ya Şaşıfelek Çıkmazı’yla karşılaştırıyorum diye. İnsan ikisini kıyaslayınca dizideki beklentisi artıyor, entelektüel muhabbetler ve espriler arıyor bazen. Yani muhabbetler hep mahalle ağzıyla, bağır Samim, bağır Meliha. Kaliteli diyalogların yapılması için illa söyleyenin üniversite okumuş olması şart mı? Şaşıfelek Çıkmazı’ındaki ve Canım Ailem dizisindeki insan profilleri sonuçta aynı çarkta dönmüş insanlar. Yine de bu durum Şaşıfelek’te bazen felsefe yapmayı bazen de 80’ler partisi düzenlemeyi engellemedi değil mi?
Diziye iki taze kan geldi; Ayça ve Furkan. Furkan’ı canlandıran Onur Ünsal’ı “Devrim Arabaları” ve “Eğreti Gelin”den tanıyoruz zaten. Sezgi Mengi’den daha iyi bir oyuncu olduğu da aşikar. Bu arada Sezgi Mengi’nin canlandırdığı Yiğit karakteri zenginlikten fakirliğe giden yolda yaşadığı değişikliklere sevgiliyi de ekleyecek. Statü değişikliği ile “high profile” sevgiliden “low profile” sevgiliye gitmesi muhtemel bu değişiklik acaba aşk ile mi olacak yoksa zorunluluktan mı?
Kafama takılan bir başka şey de Eda’nın Internet Cafe’ye gitmesi. Furkan’la Eda’yı tanıştıracak başka sosyal ortam bulamamışlar sanırım. Doğa Koleji’ne giden bir kızın gittiği okulda mutlaka bilgisayar laboratuarı vardır zaten kullanmak için. Internet Cafe’ye gitmesi saçma geldi bana.
Bu arada iki şey dikkatimi çekti. Birincisi çocukların kaldığı evdeki salonu yeni yaptılar sanırım. Eskiden yemekleri bile üst kattaki küçük masada yerlerdi. Şimdi neredeyse tüm sahneler o salonda geçiyor. İkincisi de Kenan’ın evindeki kapısının gözetleme deliği olmamasına rağmen gözetleme sahnesi koymaları. Yahu kapı gözetleme deliği yoktu ki, resmen gemilerde olan yuvarlak pencerelerden vardı, tek farkı buzlu cam olmasıydı!
Şimdi de pozitif yorumlara geçelim. Ezgi Mola ve Şebnem Bozoklu diyaloglarına bayıldım ve çok güldüm. Özellikle de Meliha’nın “Biz onların ayağına neden gidiyoruz” lafına Feride’nin “Boşver evlenince unutulur” muhabbeti güzeldi. Harbiden hep böyle derler, evlenince geçermiş. Feride’nin “Az mı oldu çiçekler ne?” sorusuna Meliha’nın “Ne azı be, ormanı götürüyoruz” cevabına da güldüm. Meliha'nın Samim'i kıskandırma çabaları da gülümsetti beni. Birkaç tokat atsam da seviyorum bu diziyi ve torpil geçmeye devam edeceğim.
Başlığa gelince, Samim dil bilen garsonmuş, hem de 15 senelik.

