16 Temmuz 2009 Perşembe

Bugün Varım Yarın Yokum

Bundan 9-10 yıl önce "Kim 500 Milyar İster?" furyası çıkmıştı ortaya, herkes katılmaya çalışıyordu, herkes soruları bilmeyi amaçlıyordu fütürsuzca. Atmasyon tabi herşey. Babamı hatırlıyorum. Yok A, Yok B, Yok devenin nalı. Attıkça atıyordu. Doğru cevapları tutturunca da sevinç parlıyordu gözlerinde, sanki % 100 bilmiş gibi. Her akşam "thriller" oynamaya başlardı ekranlarda. "Kim 500 Milyar İster?"; tam bir sinir harbi. Atmasyon cevaplar tutunca evde bir bayram havası oluşurdu, "çift anadal" bitirmişsin gibi, belki de mastır derecesi!

Bir bölümde bir çocuk çıkmıştı. Saçlarını kendi kesiyormuş, 125 Milyar kazanmıştı. İdeal aile çocuğu olarak yansıtılmıştı. Ben saçımı kendim kessem bana söylenmedik söz bırakmazlardı ama. Adını hatırlamıyorum, 1 sene sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde görmüştüm onu. Aynı okulda okuyormuşuz meğersem. "Ne oldu 125 milyara?" diye soracaktım, sormadım! Evet, saçları kendi kestiği belliydi, pespaye. O zamanlar "sen de katıl, sen de kazan" sloganı vardı bizim ailede de, her ailede olduğu gibi. 50 Milyar'a kadar gelebiliyorduk tabii, soruları bilerek. Bu çocuk da bu yüzden gıcık ötesiydi herkes için, terbiyesiz insan 125 milyar almıştı!

Asıl varmak istediğim noktaya geliyorum. Geçen gün düşündüm. Meğer ezberci eğitim gerçekten iyi birşeymiş. O ezberlediğimiz bilgilerle "Kim 500 Milyar İster?"e çıksak en azından 50 milyar kazanırdık. Okuduğum bölüme ve anlamsız saçma sapan derslerine saydırsam da o her ders bana bilgi dağarcığı kazandırıyormuş. Şimdiki halime bakıyorum da boş teneke gibiyim. 3 yıldır iş hayatındayım ve 4 sene önceki halimden daha bilgisizim, kültürümü yavaş yavaş kaybettiğimi hissediyorum. Şu anda üniversitede olsam arkadaşlarımla Mitoloji, Etimoloji, Psikoloji, Ekonomi, Çeviri Kuramı, İngiliz Edebiyatı, Göstergebilim, Linguistik, Tarih'le ilgili tartışmalara katılır bilgimi daha da arttırırdım. O kadar tembel bir toplumuz ki anca dayatma ile öğreniyoruz her şeyi!

Geride çok fazla şey kalmadı bilgi namına. Gittikçe bilgisizleşen ve kültürsüzleşen bir topluma dönüşmeye başladık. İş hayatı da bu erozyona daha da katkı sağlıyor. Nefret ettiğim "Kim 500 Milyar?"ın yerine "Var mısın Yok musun?" çıktı mesela. Boş toplumumuza merhem gibi gelen bu programı tüm bilgisizliğimize ve kültürsüzlüğümüze sürdükçe sürdük. Mesih gibi geldi, sakladı tüm cahilliğimizi. Keşke hala "Kim 500 Milyar İster?" olsa da babam yine atmasyon cevaplarını sallasa sağ sola. En azından cevabını öğrendinde kafasına kazınır, unutmazdı yıllar boyu. Kutuyu açmak daha güzel ama, tembel ve cahil bünyelerimize!


P.S. Google sağolsun, çocuğun adı Çelik Özdeş'miş. Fotosunu da ekleyelim ortaya tam olsun.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Box Set Furyası 6

Box set fırtınası devam ediyor. Bu ay taptaze mis gibi DVD'ler raflardaki yerlerini aldı. Ugly Betty 2. sezonuyla 50 TL fiyat etiketiyle fanlarına diş telleri ile sırıtırken olay yaratan Gossip Girl de 1. sezonu ile 60 TL olarak alıcılarına göz kırpıyor. (ahahahaha yoruma bak :)) Grey's Anatomy'nin spin-off'u Private Practice 1. sezonu ile Türkiye sınırlarına giriş yaptı. Satış fiyatı 35 TL.






Olay yaratan Britanya polisiye drama "Life on Mars" raflara göç ederek 35 TL'lik satış etiketini alnına yapıştırıyor. Über saçma zottirik "The Bing Bang Theory" de 1. sezonu ile 35 TL'ye gerdan kıvırıyor. Alın, aldırın ama DVD'siz kalmayın efenim :)

2 Temmuz 2009 Perşembe

Benim Güzel Ütopyam: ACME

Tiny Toons çizgi filmini hatırlıyorsunuzdur ya da en azından bir kere izlemişsinizdir. Looney Toons karakterlerine gönderme yapılarak oluşturulan junior karakterler. Pek bir sevimli ve hınzırdı hepsi. Diyeceğim odur ki, benim ütopyam orasıydı. Hep orada yaşamak istemişimdir; ACME şehri. Sayısız farklı icadı olan Acme, sayısız farklı binası olan Acme, sayısız güzellikte okulu olan Acme. Acme markasını Road Runner’dan da hatırlayabilirsiniz. Coyote’nin sürekli malzeme ısmarladığı ama hep elinde patlayan Acme malları. Çocukluk dönemi zaten en güzel dönemdir, bir de güzel bir hayat ve güzel bir şehirle tamamlanırsa bu çocukluk dönemi alın size Acme Ütopyası.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Aşk-ı Memnu Seks Şeması

Geçenlerde bir blogda görmüştüm, çok beğendim, hemen buraya ekleyelim. Dizi Günlükleri, "Aşk-ı Memnu kim kime dum duma şeması"nı iftiharla sunar :) (Okunabilir halini görmek için tıklayınız)

12 Haziran 2009 Cuma

Nurse Jackie

Yaz sezonuna girdik girmesine ama dizi sektörü yaz sezonunda da harıl harıl çalışıyor. Amerika şu anda bir dizi ile çalkalanıyor. Henüz ilk bölümü yayınlanmış olmasına rağmen o kadar çok reyting kazanmış ki ilk bölümden 2. sezonu garantilemiş. Hangi dizi mi? Showtime kanalının Hemşire Jackie'si.





Jackie başrolünde mafya dizisi Sopranos'un Edie Falco'su var. Hiç sevemediğim bu dizinin en özel karakteriydi kendisi. Dizi bir hemşirenin kara komedi ve drama içeren hayatını paylaşıyor bize. Bol doktor, hemşire, drama, Ally McBeal, komedi sosu var yani. Çok merak ediyorum diziyi. Bakalım bu bol sos miğdeyi mi bulandırır yoksa çok mu lezzetli olur :)

7 Haziran 2009 Pazar

Vampir Erotizmi Tam Gaz

Merakla beklediğim True Blood'ın 2. sezonu 14 Haziran'da start alacak. Promo fotolarına bakılırsa yine buram buram kan ve erotizm var :)


CW kanalı da vampir erotizmine Vampire Diaries dizisiyle Eylül'de başlayacak. Daha önce Twilight'a vampirli One Tree Hill demek için erken davranmışım galiba. Çünkü bu dizi tam anlamıyla vampirli One Tree Hill. Lisede erotizm, skandal, drama ve vampirler. Uuuuuu! Yummy ha? :) Promosunu izledim de Twilight'ı geride bırakmış efektler ve oyuncluklarla :) Boone'un hatırına birkaç bölüm izlerim herhalde.


30 Mayıs 2009 Cumartesi

Brandmania

Sevgili Ranini mimlemiş bizi, blogumuzun temasına uymamasını dikkate almadan kendisini kırmıyoruz ve hemen marka sadakat listemizi yapıyoruz efenim :) Favori vazgeçemediğim marka listem ;


Levi's, en beğendim kot pantolon markası ( Jeans değil ama, kot pantalon :) ) Kesimlerini modellerini çok beğeniyorum. Hiçbir kot markası onun kadar iyi bütünleşmez bedenle.




Pull and Bear, t-shirtlerinin hastasıyım. Her sezon bütün t-shirt modelleri çok iyi.


Fabrika; modelleri, tarzı, tasarımları, takım elbiseleri çok iyi. Fiyatı da diğer markalara göre uygun sayılır.




Starbucks; vazgeçilmez kahve ve vazgeçilmez ambiyans


D&R; gittiğim her alışveriş merkezinde mutlaka hangi DVD var hangi kitap çıkmış göz gezdirmezsem ölürüm .


Converse, her modelinin hastasıyım.



Nike; spor ayakkabıları çok sağlam ve çok güzel.



Coca Cola; kesinlikle en iyi kola markası. Light, Zero, Diet falan hikaye, en iyisi normali.

Apple’ın her ürünü tapılacak bir fetiş öğesi. Ipod Touch ve Ipod shufffle’ım var, tüm Ipod’ları alıp koleksiyon yapasım geliyor :)


Taft; Loreal'den Hayashi’ye kadar bir sürü ürünü, saç spreyini, jölesini, waxını, köpüğünü, herşeyi denedim ama en iysi Taft Mavi Ultra Güçlü. Bu saç spreyi ile adam olmayacak saç yoktur. Piyasadan kaldırırlarsa çok ağlarım :)