12 Haziran 2009 Cuma
Nurse Jackie
7 Haziran 2009 Pazar
Vampir Erotizmi Tam Gaz
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Brandmania
Levi's, en beğendim kot pantolon markası ( Jeans değil ama, kot pantalon :) ) Kesimlerini modellerini çok beğeniyorum. Hiçbir kot markası onun kadar iyi bütünleşmez bedenle.
Pull and Bear, t-shirtlerinin hastasıyım. Her sezon bütün t-shirt modelleri çok iyi.
Fabrika; modelleri, tarzı, tasarımları, takım elbiseleri çok iyi. Fiyatı da diğer markalara göre uygun sayılır.
Starbucks; vazgeçilmez kahve ve vazgeçilmez ambiyans
D&R; gittiğim her alışveriş merkezinde mutlaka hangi DVD var hangi kitap çıkmış göz gezdirmezsem ölürüm .
Converse, her modelinin hastasıyım.
Nike; spor ayakkabıları çok sağlam ve çok güzel.
Coca Cola; kesinlikle en iyi kola markası. Light, Zero, Diet falan hikaye, en iyisi normali.
Apple’ın her ürünü tapılacak bir fetiş öğesi. Ipod Touch ve Ipod shufffle’ım var, tüm Ipod’ları alıp koleksiyon yapasım geliyor :)
Taft; Loreal'den Hayashi’ye kadar bir sürü ürünü, saç spreyini, jölesini, waxını, köpüğünü, herşeyi denedim ama en iysi Taft Mavi Ultra Güçlü. Bu saç spreyi ile adam olmayacak saç yoktur. Piyasadan kaldırırlarsa çok ağlarım :)
26 Mayıs 2009 Salı
Ah Kalbim
TRT’nin dizi tanıtımındaki yazıyı görünce gülesim geldi. Kamuran yani Tamer’i anlatan aşağıdaki küpür;
“Gündelik hayatında sık sık reçete diliyle konuşur. “Semptomlar, yan etkiler, yemekten önce, tok karnına vb. gibi.”
Bu dil reçete diliyse artık, yazıyı yazanın House MD’yi izlemesi şart! ( Kesin Lupus! :) )
Kısacası dizi TRT’ye göre fazla iyi ve bu kanalda reytingi %2’yi geçemeyeceği için yazık olacak. Umarım tez zamanda başka kanala taşınır da çöpü boylamaz.
P.S. Neden Türk dizilerinde psikiyatrist ve psikologların odaları bu kadar iğrenç. Sanırım gerçek psikologların da oda dekorasyonları bu kadar berbat. İnsanlar oraya sorunlarını konuşup rahatlamaya gidiyorlar ama dekor ve rahatsız koltuklarda daha da depresyona giriyorlardır herhalde. En azından ben izlerken geriliyorum, psikologa gitsem hiç duramam herhalde.
16 Mayıs 2009 Cumartesi
Dizilerin Hastasıyım, Microblogging'in Ustasıyım!
Yeniyetme gençlerden ne eksiğimiz kalacak (Kendimi 30 sene sonra düşünemiyorum, club'larda şapkamı yan takıp "skinny jeans"le dans mı edeceğim acaba :S ) ben de micro blogging olayına gireyim dedim. Anam ne menem şeymiş öyle, insanlar yazı yazmaktan üşeniyor herhalde. 140 karaktere neler sığdırıyorlar. Herkes de burada tabii. Biz eksik kalmadık ve Twitter'da yerimizi aldık. Hoşgeldin Twitter Dizi Günlükleri. Küçül de cebime gir :)
Follow me on twitter babe :) http://twitter.com/dizigunlukleri
P.S 3. Kesin bir ayda bokunu çıkarıtırız twitter'ın :)
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Box Set Furyası 5
9 Mayıs 2009 Cumartesi
So Tell the Girls I am Back in Town
Sıcak havaları özlemişim, biraz güneş çıksın kendimizi sahillere, brunchlara atmaya başladık. Ne iğrenç bir kıştı ya, her sabah yağmurlara küfredererek uyandım. İstanbul İstanbul olalı böyle yağmurlar görmemiştir herhalde.
Turkish Altın Kızlar çok vasat bir proje olmuş. Bu kadar drama kadınını baştan toplamak hataydı zaten. İnsan gülmek istiyor ama gülemiyor, çok üzülüyorum bu yüzden. Altın Kızlar’a gülemeyen bir seyirci kitlesi düşünemiyorum. Oyunculardan en başarılısı Fatma Girik’ti, ki en çok ondan fire gelecek diye şüpheleniyordum. Daha önce yazdığım gibi benim favori castım Oya Aydoğan, Ahu Tuğba, Serpil Çakmaklı ve banu Alkan’dı. Geç kalındı tabii!
P.S. Edepsizce yorum yazmayın Twilight hayranı ergen draması gençleri, yayınlamıyorum :)



































