30 Ocak 2010 Cumartesi

Hemşire Jackie

Daha önce Hemşire Jackie'yi tanıtan kısa bir yazı yazmıştım ve diziyi çok merak ettiğimi söylemiştim. Sonunda diziyi izlemeye başladım ve diziye hayran kaldım. Edie Falco gerçekten müthiş bir oyuncu ve dizideki her karakter nev-i şahsına münhasır.

Edie Falco yani Jackie, gündüz uyuşturucu kullanan, doktorlarla kafa tutan, evlilik yüzüğünü çıkararak eczacıyla ilişki kuran ve ondan Vicodin gibi ilaçları temin eden sarkastik bir hemşire, akşamları da kocası ve 2 kızıyla normal bir annedir. Dizi 25 dakika sürdüğü için nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlayamıyorsunuz ve bazen hüzünlenirken bazen de kahkahalara boğulabiliyorsunuz.

Jackie'nin ilginç bir karakter olduğunu düşünüyorsanız siz bir de geri kalan ekibi görün;



Dr. Eleanor O'Hara (Eve Best): Hastanede burnundan kıl aldırmayan, zengin ve Jackie hariç kimseyle arkadaşlık kurmayan hastanenin en iyi doktorudur. Sadece o Jackie'nin sırlarını biliyor. Sarkastik yönü Jackie'yle yaraşacak boyuttadır ve Jackie ile geçirdiği öğle yemekleri "Sex and the City" sahnelerini aratmaz. Dr. O'Hara o kadar zengindir ki limuzin ve kendi şöförüyle işe gidip gelmektedir. Bir bölümde Jackie'ye "Ekonomik kriz var diyorlar ama beni hiç etkilemedi" bile diyebiliyor.

Mohammed 'Mo-Mo' De La Cruz (Haaz Sleiman): Müslüman bir gay erkek hemşireyi canlandırıyor (ya da müslüman gay bir erkek hemşire mi denilir?) En neşeli ve keyifli karakterlerden biri. Hemşire Jackie ile diyalogları çok eğlenceli.


Dr. Fitch Cooper (Peter Facinelli) İki lezbiyen annenin çocuğu olan bu doktorun kişiye özgü ilginç bir rahatsızlığı var; Cinsel Tourette Sendromu. Gergin olduğunda, strese girdiğinde veya ne yapacağını bilemediğinde karşısındaki kişinin göğüsünü yakalıyor. Karşısındaki kişi kadın olursa olay daha da komikleşiyor.

Zoey Barkow (Merritt Wever): Çaylak hemşire rolündeki bu kızımız kelebek gibi süzülüyor hastane koridorlarında ve Polyanna gibi saflaşabiliyor. Herkes ona laf sokuyor, ama onun umrunda bile değil.

Dizi listeme bir "dizi çentiği" daha atmış oldum böylelikle. Listem çok kabarık ve çok fazla vaktim yok. Yani her an Dr. Fitch Cooper gibi yoklama yapabilirim :)

P.S. Bu arada dizinin jeneriği çok iyi. Her Boku Bilen Adam, sana sesleniyorum, bu jeneriği de seveceksin :)

11 Ocak 2010 Pazartesi

Cougar Town

Bu sezonun ABC bombalarından Gougar Town ile tanıştım Cumartesi günü ve bir solukta 10 bölümünü izledim. Sezonun en komik dizilerinden biri diyebilirim. Bazı yerlerde kahkaha atmaktan boğulacaktım.

"Cougar", "puma" anlamına geliyor ve Amerika'da genç erkeklerle çıkan orta yaşlı kadınlara bu isim takılıyor. How I Met Your Mother'ın bir bölümünde de hatta pumalara değinilmişti. Barney Stinson'ın kendi sözleriyle "cougar"ın anlamı :)

"A cougar is an attractive, sex-crazed, middle-aged woman, usually found prowling airport bars and smoky pool halls in search of nubile flesh. Look around you: most likely there's one training her eyes on you right now. She's a predator, a vicious carnivore looking to feed before continuing on her ferocious way, and that's the most beautiful part of the majestic cougar: her unflagging desire to move on after a mauling. Clearly, this is an advanced species."


Diziye dönecek olursak, Courteney Cox "Friends" ve "Dirt"ten sonra yine başarılı bir dizi ile dönüş yapmış oldu. Hayatın anlamını genç erkeklerde aramaya başlayan Jules karakterini çok iyi canlandırıyor. Genç erkeklerle tanışma amatörlükleri ve oğuluyla arasındaki diyaloglar çok eğlenceli.

Diziyi tamamlayan 2 yan kadın karakterimiz de var. Christa Miller (Ellie: Jules'un yan komşusu ve kankası) herşeyi bilen ve her şeye laf sokan sarkastik kadın boşluğunu doldururken Busy Philipps (Laurie: Jules'un emlak ofisindeki iş arkadaşı) de avam ve sürtük kadın boşluğunu tamamlıyor. Busy Philipps çok başarılı ve konuşmadan yüz ifadeleriyle bile beni komaya sokabilir. Arada sırada ortaya çıkan pumaların kraliçesi Barbara'yı da (Carolyn Hennesy) es geçmemek lazım tabi.

Eğlenceli, komik ve light bir dizi arıyorsanız kaçırmadan izleyin derim.




29 Aralık 2009 Salı

Oylum Talu'dan İnciler!

Geçenlerde tv kanallarında gezinirken Lale Mansur'u gördüm ve Habertürk'te sabitlendim. Lale Mansur'u çok severim. Oyunculuğundaki ve gerçek hayattaki rahatlığına aşığım. Evinde çay içip kıkırdamak isteyeceğim ünlülerden birisidir.

Kanalda "Oylum Talu ile Burası Haftasonu" programı vardı ve Lale Mansur'la Saadet Işıl Aksoy "Başka Dilde Aşk" filmini tanıtıyorlardı.

Oylum Talu filmi özetlemeye çalışıyor. Aralarında geçen diyalog;

Oylum Talu: Çocuk işitme engelli ve çağrı merkezinde çalışıyor.
Lale Mansur: (Elleriyle kulaklarını kapatarak çocuğun işitme engelli olduğunu anlatmaya çalışıyor) Çocuk işitme engelli!
Oylum Talu: Çocuk işitme engelliler için çağrı merkezinde çalışıyor.
Lale Mansur: Kız çağrı merkezinde, çocuk kütüphanede çalışıyor.
Oylum Talu: Ben çocuğu çağrı merkezinde çalışıyor biliyordum!

Oylum Talu'nun aynaya bakarak cevaplaması gereken sorular;

-İşitme engelli bir insan nasıl çağrı merkezinde çalışabilir? Aptal mısın?
-İşitme engelliler için çağrı merkezi olabilir mi? Ultra gerizekalı mısın?
-Programın konularını nasıl araştırmazsın? (Ve kendisine bir tokat atarak sorgulamayı tamamlayabilir!)

15 Aralık 2009 Salı

Ünlü Öpüşme Sahnesi Bu DVD'de!

Ne kadar iki yüzlüyüz değil mi? Cinsellikte her türlü konuyu tabu haline getiriyorken biraz bacak, biraz çıplak ten, biraz öpüşme görebilmek için her Perşembe reyting rekorları kırdırıyoruz; Seks-i Memnu.

Her şey o kadar komik geliyor ki artık. Yabancı yönetmenler artık cinsel birleşme anlarını bile çekerken ve oyuncular tereddütsüz oynarken biz yastık koyma savaşları yapıyoruz!

Cinselliğe aç ve abazan toplumumuzda yeni çıkan DVD'lerin pazarlama stratejisi bile artık bel altına çalışıyor.

Amme hizmetimizi yaparak bu stratejiyi çektiğimiz fotoğraflarla öpüştürmek, pardon ölümsüzleştirmek istedik!

10 Aralık 2009 Perşembe

Bloga Maydanoz Kondu :)

Blog dayanışmasını seviyorum. Yeri geldiğinde bazen fikir birliği oluşturamasak da blog dayanışmamızı her zaman gösteririz.

Blog dayanışmasına çok güzel bir örnek de Maydanoz'un Blogu : http://cimcimeblog.blogspot.com/

"Blog Topluluğu" olarak kendini tanımlayan Maydanoz'un amacını kendi sözcüleriyle okuyalım;

"Maydanoz kendi çapında tamamıyle yekpare gönüllülük esasına dayalı, blogların açık dizinidir. Maydanoz blog seçiminde objektifliği ön plana alır, bir de çalışan blogları. Maydanoz bir terazidir. Burcunun bütün özelliklerini ve güzelliklerini taşır."

Dizi Günlükleri'ni de blog topluluğuna etkilemiş, sağolsunlar var olsunlar :)





Kendisini takibe alın efenim, sizi de takibe alsın :)

5 Kasım 2009 Perşembe

Mutluluk Uzmanı Hung

HBO’nun yeni komedi dizisine daha önce değinecektim ama sanırım aklımdan uçup gitmiş. Bu sezonun bomba dizilerinden biri diye lanse edilmişti. Hikaye 40’lı yaşlarına merdiven dayamış, karısı tarafından terk edilen ve herhangi bir vasfı olmayan Ray Drecker’in bir anda değişen hayatını anlatıyor. Hung kelime anlamıyla argoda “büyük penisli” demek ve Ray’in de büyük penisi vardır. Bu özelliğinden yararlanıp “man whore” yani jigolo olur ve kendini “mutluluk danışmanı” ilan eder. Diziyi daha önce merak etmeme rağmen izleme fırsatı bulamadım, ta ki dün e2 reklamlarını izleyene kadar.

E2 kanalı müthiş bir pazarlama taktiği gerçekleştirmiş ve Hung için hem websitesi hem de telefon numarası ayarlamış.
Websitesi: http://www.mutlulukuzmani.com/
Telefon: 0212 335 46 66


Telefon fikrini çok eğlenceli ve bir türk kanalından beklenmeyecek derecede yaratıcı buldum. Merak kediyi öldürür ya, hemen aradım tabi işyerimden. "Mutluluk uzmanı şu anda meşgül. Büyük mutluluğu tattırdığım kadınları dinlemek için hatta kal" diyor Hung ses kaydında. Ardından da Hung’tan “memnun” olan ve onu herkese öneren birkaç müşterinin ses kayıtları var.

O ses kaydındaki kadınların deneyimleri :)
"Hung sayesinde perşembe gecelerim dolu dolu."
"Müptelası oldum yaa, manyak bişey. Büyüksün Hung."
"Haftada birkez çok az keşke her gecem onunla geçse"

Hung bu akşam 22:15’te e2 kanalında.

http://www.e2.tv.tr/dizi.asp?code=hung
http://www.hbo.com/hung/

1 Kasım 2009 Pazar

Nefes

Bu aralar Türk dizilerine pek sardım. Ama merak etmeyin Yaprak Dökümü izleyerek salya sümük kendimden geçmiyorum. Fragmanlardan gördüğüm kadarıyla dramanın dibine vurmuş, ölen ölene.

Nefes dizisine sardım şu aralar. İzlerken acayip eğleniyorum. TV’den izlemiyorum ama. TV’den türk dizisi izlemek “soooo lame”. http://www.diziizleyelim.com/ adresinden 80-90 dakikalık dizilerin gereksiz sahnelerini ileri sararak 30 dakkaya sıkıştırıyorum ve süper diziler haline getiriyorum. DIY- Do It Yourself'in hastasıyım anlayacağınız. Trend artık kişiselleştirme ne de olsa :)

Nefes rolünde yıldızı bir sönüp bir parlayan Naz Elmas var. Küçükken annesi, aile dostları Yahya Bey ile aşk ateşine düşerek çoluğunu çocuğunu, evini, kocasını bırakıyor. O zamandan beri büyüyüyen bir kin var Nefes’in içinde. Kızımız büyüyor ve çellist oluyor. Bacak gösteren başka seksi bir çalgı aleti bulmak zor tabi!


Babasının intiharından sonra kini daha da artan Nefes, annesinden intikamını alacağı için sevimli kız rolünü benimseyip annesinin evine yerleşiyor. Yahya ve 3 oğlu hemen Nefes’in büyüsüne kapılıyor. Nefes’in parmağında dönecek bu 4 erkeğe Nefes’in yakın arkadaşı Uygar da katılıyor ve bitmek bilmeyen aşk, ihtiras, entrika ve drama vuku buluyor. İntikam filmleri ve dizileri izlemek gerçekten çok zevkli. İnanılmaz bir haz alıyorum izlerken. Neden acaba? Çocukluğuma insem bunun sebebini öğrenebilir miyim?



Naz Elmas, kokocu “emo-gotik” makyajıyla güzel görünüyor. Histerik ve nevrotik davranışları da yakışıyor karaktere. Anne rolünde Jülide Kural çok hüzünlü bir kadın, dramı oynamıyor yaşıyor adeta. Sinan Tuzcu büyük playboy evlat rolüne cuk oturmuş. Yüzü ve mimikleri ne kadar sinsi. Bu adamı sokakta gören kadınlar korkumuyor mu acaba? Suratında her an tecavüz edecekmiş gibi bir bakış var çünkü. Sonbahar filmiyle yıldızı parlayan (magazin cümleleri kuruyorum resmen, azzz sonraaaa) Onur Saylak da asi ve özgür karakteri ile başarılı. Köylü ve burjuva arasında sıkışıp kalmış bir havası var adamın. Sanki başrolü hem hakediyor hem haketmiyor, arasında gelip gidiyor. Uğur Polat bildiğimiz Uğur Polat zaten. Adamın konuşması ve oyunculuğu huzur verici cinsten.

Birkaç bölüm daha izleyip yerli dizi çöplüğüne atarım yine bu diziyi. Şimdilik 30 dakikalık sıkıştırılmış haliyle iyi gidiyor.