uğur yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uğur yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2008 Perşembe

Her Kışın Sonu Bahar

Camdan cama muhabbetleri seviyorum Şaşıfelek Çıkmazı’ndan beri. Bana oldukça komik geliyor insanların camdan birbirleriyle atışmaları, kavgaları ve röntgenlemeleri. Bu yüzden de sıcak ve doğal buluyorum ben bu diziyi. Meliha’nın (Şebnem Bozoklu) Mertcan’la muhabbet ederken ara verip çayından bir yudum alması ve konuşmasına devam etmesi gibi doğal her şey.

Daha önce Ranini’nin blogunda neden dizilerde insanlar doğal halleriyle çekilmiyor, pespaye neden olmuyorlar, hasta yatağında bile frapan makyaj var insanlarda denilmişti. Artık bu tabular kırılıyor mu dersiniz? Yani Ezgi Mola’nın sabah saçı başı dağınık bir şekilde uyanması ve göbeğini kaşıması çok doğaldı mesela. Şebnem Bozoklu’nun meçli saçları ve arabanın anahtarını sutyen arasından çıkarıp Ali’ye (Ozan Güven) vermesi, hatta telaşla çocukları aramaya giderken ayakkabılarını içerden elinde getirmesi ve ayakkabılarını yere atarak sokakta giymesi ne kadar güzel ayrıntılardı. Ya Ozan Güven’in ve Uğur Yücel’in bollaşmış eşofmanlarına ne demeli? Bir de ışıklı kalp ayna gibi kitch öğeler de unutulmamalı, sanat yönetmeni iyi şeyler yaratabiliyor bazen.

Aşk Yakar dizisinde Meltem Cumbul da Şebnem Bozoklu’nun rolüne eşdeğer bir kadın rolünü canlandırıyor, ama nedense Yılan Hikâyesi’ndeki saçını muhafaza ediyor hala ve hep aynı dedirtiyor. Şöyle ucuz bir meç o da yaptırsa ve rolünün hakkını daha fazla verse, sokakta onu görünce insanlar ayıplayacaklar mı yani? Hiç sanmam.

Karakol sahnesi biraz abesti yani. Karakol amirinin “Çocukları bütün Türkiye’de arıyorlar” demesi ile ağzımızdaki içecekleri püskürtmemiz bir oldu, o kadar feci yani :)

Kimliği belirsiz kedinin kimliği belirlendi artık. Mestan’mış adı, çocukların kayboluşundan sonra o da telaşa kapıldı, bir o yana bir buyana dolanıyordu dizide.

Anne ve babaya, korktuğumuz ve ne yapacağımızı bilemediğimiz zamanlarda ne kadar da ihtiyacımız var, onu da gördüm. Uğur Yücel’in dediği gibi keşke her kışın ardında bahar gelse. Ama gelmiyor bazen, kışlar da uzun sürüyor hep.

29 Kasım 2008 Cumartesi

Canım Ailem Raunt 2



Dizi yavaş yavaş oturmaya başlıyor, ama klişelerden vazgeçemiyoruz tabii, bir yandan fakir olmanın kötü olmadığını anlatmaya çalışan bir kız kardeş, bir yandan da düştüğü durumdan utanan bir abi. Fakir zengin klişesi yine ensemizde olacak bu dizide de. Fakir genç fakirliğinden utanarak kız arkadaşına yalanlar söyler, okuldan zengin başka bir çocuk da bu durumdan yararlanarak kız arkadaşına sokulmaya çalışır falan da filan. Sıkılıyorum artık şu zengin fakir dramından, sinirlerim kaldırmıyor. Ha bu arada, neden bütün diziler Doğa Kolejlerinde çekilmek zorunda, onu da hala anlamış değilim. Aynı üniformalar aynı okullar tüm dizilerde, biraz farklılık yapılamaz mı şu okul çekimlerinde artık?

Bir başka konu da nişan meselesi. İkinci nişan töreni de bozulacak ve her bölüm nişanlanmaya çalışacaklar diye bir ara boğulacakmış gibi oldum diziyi izlerken. Tekrarları da tekerlemeleri de hiç sevmem. Neyse ki nişanlandılar da rahatladım biraz.

Bu arada dizi startını vermeden, 3 tane fragman yayınlanmıştı. Onlar öylesine yapılmış fragmanlar mı yoksa ileriki bölümlerde gösterecekler mi o kısımları merak ediyorum Birinci fragmanda çocuklar “O kadınla evlenme, Meliha ablayla evlen “diyorlar, arkada kar yağıyor ve ev tamamen farklı. İkinci. Fragmanda Ozan Güven ve Uğur Yücel gemide intihar planları yaparken, Ozan Güven “İşte böyle atlayacağım” diyerek İstanbul boğazının soğuk sularına atlıyor. Üçüncü fragmanda da Şebnem Bozoklu ve Ezgi Mola damatlar düğüne yetişmeyecek diye ağlıyorlar arabada, arabayı süren de evi satın almaya çalışan iş adamı. Bir anda Şebnem ve Ezgi arabayı durdurup otobanda gelinlikle koşturuyorlardı. Eğer bu bölümler dizide yayınlanmayacaksa Türkiye’de bir ilk yapmış oluyorlar sanırım bu konuda? Dizide olmayan sahnelerle tanıtım.

Dizide iki tane de sevimli yaratık var; Biri Mertcan (Alpay Şayhan) ve diğeri de evde kedi beslememelerine rağmen kapı arasından cameo yapan sevimli bir kedicik. Mertcan’ın yanaklarını koparıp yemek lazım, kediciği de aç bırakmamak lazım tabii.



Bir de dizinin sitesinden yayınlanmış bölümler indirilebiliyor. Çözünürlük kalitesi düşük ama diziyi youtube’larda falan izlemeye çalışan bünyeler için daha iyi.

http://www.canimailem.tv/

22 Kasım 2008 Cumartesi

Canım Ailem



Canım Ailem dizisi, 18 Kasım 2008 tarihinde seyirciyi selamlayarak beyaz ekrana başarılı bir giriş yaptı. Pilot bölümler Türk dizilerinde nedense çok sancılıdır. Hem seyircinin ilgisini çekmek, hem tüm oyuncuları eşit bir şekilde ve sıkmadan tanıtmak, hem de tempoyu düşürmemek çok önemlidir. Canım Ailem dizisinin pilot bölümü iyiydi diyebilirim, yani en azından sıkılmadım izlerken. Reyting kaygısı sanırım dizilerde korkuya yol açıyor, bu yüzden olsa gerek Cem Yılmaz’ı konuk oyuncu olarak kullanmışlar.

İzlerken oyunculukları beni rahatsız etmedi, bilakis eğlendim. Hiç “overacting” oyuncu yoktu, kadro iyi seçilmiş yani. Uğur Yücel rolüne çok fazla çalışmamış sanırım. Çünkü bazı yerlerde İstanbul Türkçesi, bazı yerlerde de şiveli Türkçe ile konuşuyordu. Ezgi Mola tek kelime ile harikaydı. Çok başarılı bir yetenek ve o kadar doğal ki. Ezgi Mola’yı hep takip ederim, bu diziyi de takip etme nedenim olacak. Ayrıca, Türk yapımlarında ilk defa meslek olarak “ambulans hemşiresini” kullanıyorlar sanırım. Senaryoyu açma adına ilginç olaylara şahitlik edebilir Ezgi Mola’nın ambulans hemşireliği (Yani bir Grey’s Anatomy çıkmaz ama komedi ve drama iyi harmanlanabilir.)

Bununla birlikte, Şebnem Bozoklu ile ilk defa tanışma fırsatı buldum. Bu nasıl güzel bir oyunculuktur ya. Ekşisözlük’te araştırdım da, hiç fark etmemişiz nedense daha önce kendisini. Dizinin Meliha Abla’sı ilerde döktürecek karşılıklı Uğur Yücel’le.

Belki yanılıyorum ama dizinin gidişatı öngörülürse muhtemelen “Şaşıfelek Çıkmazı” gibi karşılıklı evlerde atışmalarla performansın önde olduğu bir şekilde devam edecek. Umarım diyaloglar ve “sense of humour”ı da sağlam olur tabii.