5 Aralık 2008 Cuma

Prison Break 413 / Deal or No Deal

Ekşisözlük'te "artık bitmesi farz olmuş dizidir" diye yorum yapılsa da, bir başka yorumu da şöyle yapmak mümkün... "hiç seyretmeyenlerin sadece 4. sezon 12. bölümün zevkini alabilmesi için izlemeye başlaması elzem dizidir."

İki haftalık heyecanın ve eşsiz 12. bölümün ardından bu hafta izlediğimiz bölüm çok hareketli sayılmazdı. Sanki bu bölümü çekerken ekip "n'aapsak acaba, bu sezon bitirsek mi? bir sezon daha devam mı etsek?" diye düşünmüşler gibi. Michael'ın zekasıyla Self'i alt ederek izleyiciye çektirdiği derin oh bir yana, kimseye güvenmemenin altını artık devasa kalemlerle çizmesi ve bu güvensizliğin sonucunda da hep kazanması insani boyutları aşmış durumda. Hal böyleyse vay dünyanın haline durumu. Hatta ilerleyen bölümlerde kardeşler arasında da bu güvensizliğin yaşanması ve yine Michael'ın haklı çıkması bile söz konusu olabilir artık.


Aslında bu sezonun aksiyonuna kapılmış giderken ve sıkıldığımız üçüncü sezondan sonra dizi yine izleyiciyi avcuna almışken unutulan ve hızla geçilen şeyler de olmadı değil. Geçen sene koca bir sezonu ekibin Whistler'ın kaçışına yardım etmesini izlemekle geçirmişken ve bunun dizinin finali için hayli önemli ve belirleyici olacağını düşünürken şimdilerde T-Bag'in hemencecik bu kimliğin üzerine oturmuş olması ve o izini sürdükleri kitapçığın zaten her bölümde zeka pırıltılarıyla planlar hazırlayan Michael için hiç de büyük bir lütufa dönüşmemesi senaryonun duruma göre şekillendiği izlenimini kuvvetlendirmekte. Son bölümlerdeki şirket ve scylla gerilimi tüm bu açıkları geçici olarak rafa kaldırdıysa da dizinin finali için tüm sezonları gerekli kılan nasıl bir bütünlük sağlayacaklar gerçekten merak ediyoruz. Ha bir de unutmadan bu Linc'in arada bir yakalanıp kelepçelenmesi de hayli demode oldu hatta bu kez baydı. Hep aynı yakalanış aynı ifadeler...


Yine bu bölüme dönersek senatörün de işin işinden çekilmesi ve "yırtın kağıtları keyfinize bakın" demesinin ne anlama geldiğini ve başka hangi kişi ya da grupların olayın içine karışacağını şimdilik bilemiyoruz. Bir bakıma bu bölümün dizinin devamı hakkında hatta finali hakkında belirleyici birkaç bölüme hazırlık olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bir sezon daha "come and get it" repliğini gerçek kılmakla uğraşan kahramanlarımızı izlemeye tahammülümüzün olmadığı kesin. İyilerle kötülerin yer değiştirmesine, karakterlerin hesaplaşmasına, amacın özgürlük olduğu bu koşturmacada her yolun mübah olduğuna öyle alıştık ve ikna olduk ki sanırım yapımcılar da bunu anladı ve izleyiciye bir sürpriz yapmaya hazırlanmaktalar.


Kişisel olarak da ısrarla Michael ve Linc'in birbirleriyle ya da babalarının içinde bulunduğu ve hala ayrıntılarını net bilmediğimiz geçmişiyle bir hesaplaşmaya gireceklerini düşünmekteyim. Başka herhangi bir şeyin bu dizinin başladığı noktaya ya da daha öncesine dönmesi kadar eğlenceli ve sürprizli olamayacağı kanaatindeyim çünkü. Bu sadece bir tahmin, ya tutarsa? Bahisler açılsın lütfen...
E.K.

3 yorum:

teletabi dedi ki...

"come and get it" ne gaz verici bir repliktir arkadaş. oturdugum yerden havaya girdim yeminlen.

dizigunlukleri dedi ki...

Haklısın teletabi, bazen cümleler basit de olsa, yerinde kullanıldığında insana farklı anlamlar ve duygular hissettiriyor.

teletabi dedi ki...

kesinlikle. michael "come and get it" dediği an ben de yerimden fırlayıp "come and get it lan .....(çeşitli küfürler) koduğumun selfi" şeklinde nidalarla yaklaştım duruma.:)

prison break bu sezon, üçüncü sezondaki saçmalıklarını unutturuyor gibi. daha uzatmadan bitmeli artık bu sezon sonunda dizi:(